SayfamIza Hoş Geldİnİz!

Sevgi Sanat, bizden en son haberlerin yayınlandığı, özel düşüncelerimizi içeren, paylaşımcı bir ortama sahip kişisel bir günlük ve bir bağlantılar koleksiyonudur. Ana sayfamıza son eklediklerimiz sayesinde ziyaretçilerimiz değişikliklerden haberdar olabilir, yorum yapabilir, sayfa sonlarındaki pencereden e-posta gönderebilir veya bağlantı verebilirler. Nasıl mı? Aşağıdaki “İzleyiciler” bölümünde yer alan “İzle” bağlantısını tıklamak yeterli. İsteyenler ise http://www.sevgibilal.tr.gg/ sitemizi gezebilir, dileyenler de http://www.facebook.com/group.php?v=info&gid=7385371325#/group.php?v=wall&gid=7385371325 facebook grubumuzun sayfalarını gönüllerince turlayabilirler.



11 Ocak 2010 Pazartesi

Yağlıboya Resimler I


1 No. Oranges With Brass and Water Glass, 20 x 25 cm

Charles Warren Mundy (1945- ), 1994 yılında başarılı kariyerini spor figürleri illustratörü olarak bıraktı ve hem kişiliğini tatmin etmek hem de gelen talepler nedeniyle “açık hava ressamı” oldu. 1995’te empresyonistlerin tarihi anavatanı olan Fransa’ya ilk resim seyahatine kendini kaptırdı. Basık bir sabahta geleneksel empresyonistlerin uğrak yerinin değişik atmosferlerini, güneş batarken olan nüansları, boğuk sis tonlarını yakaladı. Bu Fransız çalışmaları, halka yeni tarz sunan ilk sergisinin çekirdeğini oluşturdu. Gelen teşvik ve coşkularla Mundy, Indiana ve İtalya’da iki yıl geçirdi. Eserlerindeki bu dönemlerin kanıtı, imajların ortaya çıkması ve ışığın artan büyüsüdür. Venedikli ressam Canaletto’dan parlak portre ressamı Sargent’e kadar tüm dönemlerin ressamlarını İtalya’nın parlak Akdeniz güneşi büyülemiştir. Santa Margherita’da demirlemiş teknelerin yakın plan görüntüleri, mavi ve kırmızılarla dolu İtalyan sahilinin parlak renklerini göstermektedir. Açılı resim yapma, izleyiciyi bolluk ve renk çeşitliliğine götürmekte ve ışıltılı tonlarla çevrelemektedir. Mundy’nin çalışmaları 1997’ye kadar ulusal seviyede tanındı. Sanat dergileri, çalışmalarını eleştiriyordu ve “Southwest Art” ve “International Artist”deki büyük makalelere konu oluyordu. 2000 yılından önceki seyahatleri Fransa, İtalya, İngiltere, İspanya, Doğu Avrupa ve New England’a oldu. Buralarda yaptığı resimlerin sergileri beğenilerek devam etti ve çok alıcı buldu. Mundy’nin ayırt edici tarzı olan tuvale resim yapması artarak devam etti. Daha geniş resim uygulaması, “Jeffersonville”, “Café’den Manzara” isimli resimlerinde kalın koyu renk boyada ve fırça darbelerinde görülebilir. Mundy’nin tarzının en belirgin özelliği, yarıklarla yüzeyi canlandıran ve donuklaştıran ve resmin üzerinde oluşan dokusal örtüyü alan spatula kullanımıdır. Bale dansçıları dizisi farklı bir set yaratarak Mundy’yi açık hava resminden atölyeye taşıdı. İlişkili atmosferle anlık görüntüleri yakalamaktan çok şu an kompozisyon ve ışığı işlemektedir. Yukarıdaki resmi 2002’de yaptığı bir atölye çalışması olan portakalları resmettiği natürmort çalışmasıdır.




2 No. 23 x 30 cmDeğerlendirme çalışmasıdır.




3 No. Gölcük, Bolu, 25 x 32 cmHer mevsim ayrı güzelliğe bürünen Aladağlar eteğindeki göllerimizden biridir Gölcük. Göknar cinsi çam ormanının ortasında yüzük taşı gibi parıldayan göl, her mevsim bir başka güzeldir. Günübirlik veya hafta sonu şehir atmosferinden çarçabuk kurtulmak, bölgesel yemeklerle damak zevkini yaşamak, tertemiz havada yürüyüş yapıp görsel güzellikleri doyasıya seyretmek isteyenler Bolu Gölcük’e mutlaka uğramalıdır. Yaz aylarında yemyeşil çimenlerin arasında yürüyüş yapmanın zevkini en iyi çıkarabileceğiniz Gölcük’te kışın bembeyaz karlar altında pastoral güzellikler sizi beklemektedir. Gölcük, günübirlik piknikçilerin yanında, şifalı suya sahip termal kaplıcaları ve turistik dinlenme tesisleriyle de ilgi çekmeye devam etmektedir.




4 No. 25 x 32 cmDeğerlendirme çalışmasıdır.




5 No. Manzara, 25 x 32 cm




6 No. Cactus in bloom, 25 x 32 cmFranz S. (Frank) Strahalm (1879 - 1935), Viyana’da doğdu. İlk eğitimini kendisinden aldığı ve bir Viyana sanatçısı olan babasından yeteneğini kalıtımsal olarak almış ve daha sonra Hamburg Sanat Okulu’nda çalışmıştır. 1920’de Mexico City’de ölen annesi Kopenhag’lı Wilhelmina Loria da, onu çalışmalarında cesaretlendirmiştir. Strahalm 1909’da Mexico City’e, 1911’de ise Texas’a taşındı. San Antonio ve Houston’da kısa, Dallas’ta ise kalıcı oldu. Franz Strahalm, Dallas’ta birçok yerel manzara resmederek peyzaj konusunda uzmanlaştı. Aynı zamanda figür, portre ve duvar çalışmaları da yaptı ve yağlı boya ve sulu boya kullandı, tuvalleri boyadı. 1922’de Franz Strahalm, adını kısaca Frank Horst olarak değiştirdi ve eserlerini 1923’e kadar bu isimle yayınladı. Bu çalışmaların tarihleri, farklı bir zaman çerçevesinde eserleri bulunan Frank Horst isimli başka bir sanatçının varlığı nedeniyle önemlidir. Eserlerini Viyana, Paris, New York, Boston, Houston, San Antonio’da başarılı bir şekilde sergiledi. İki birincilik, bir ikincilik kazandı. Yukarıda çalışması yapılan “Cactus in bloom” (Çiçek açmış kaktüs) sanatçının Texas resimlerinden biridir.




7 No. 34 x 50 cmDeğerlendirme çalışmasıdır.




8 No. Manzara III, 26 x 36 cm




9 No. Peggys Cove, 24 x 33 cmYukarıdaki yağlıboya çalışma, 27 yıl önce ABD’ye göç eden Ukrayna asıllı Anatoly Dverin’in eserinin tekrar yapımıdır. Manzara, Kanada’nın Nova Scotia eyaletinin Halifax bölgesinde bulunan Peggys koyunu göstermektedir. Yöre halkının ekonomisi başlangıçta balıkçılık ertafında dönmekteyken turizm, 2.Dünya Savaşı'ndan sonra ekonomik önem bakımından balıkçılığı geride bırakmaya başlamıştır. Günümüzde Peggys koyu, yerleşik halkının hâlâ ıstakoz için balık tutmasına ve gelişmemiş bir görünümü devam ettirmesine rağmen öncelikli turist çeken bir yerdir. Bölgesel belediye ve eyalet hükümeti Peggys koyu civarında yasaklanmış olan mülkiyet artışı ile katı arazi kullanım düzenlemelerine sahiptir. Benzer şekilde tüm yıl boyunca mülkiyet değerlerinin artışını korumak için orada oturan ve oturmayan herkes hakkında kısıtlamalar vardır. Ressam Dverin halen, stüdyosunu devam ettirdiği Massachusetts Plainville’de yaşamaktadır. Ukrayna’daki Kharkov Güzel Sanatlar Enstitüsü’nden master ve derece almış, Rusya St.Petersburg’daki Muchina Enstitüsü’nde ise çalışmıştır. Renkli ve empresyonist resimleri Doğu Avrupa kökenini yansıtır. Şehir resimleri kadar Amerika ve Kanada’dan manzara resimleri yapmaktan da hoşlanmıştır.




10 No. Mother and Child, 24 x 33 cmGustav Klimt’in ünlü yağlıboya eseri “Anne ve Çocuk”unu izliyorsunuz. Orijinali 1905 yılında yapılmıştır. Sanatçı bu resmiyle ilgili; “Resim yapabiliyorum. Buna kendim inanıyorum, başka arkadaşlarım da buna inandıklarını söylüyorlar. Ama bunun gerçek olup olmadığından emin değilim” demiştir. Bu resim, bir annenin ebedi sevgisinin coşkun bir kutsanışını ifade eder. Çiçekler mozaiğinin ve ışıklı süslerin ortasındaki annelik içeriği hassas bir biçimde resmedilmiştir. Modernist ve Art Deco akımlarının atası olan Klimt, sembolist resimlerden ve edebiyattan esinlenmiştir. Onun resme olan bağlılığı “Bana baktıklarında anlamak için özel bir şey yoktur. Her gün sabahtan akşama figürler, manzaralar, nadiren de portreler resmeden bir ressamım” dediğinden anlaşılmaktadır. Onu anlamak için resimlerinde “Kim ki bir sanatçı olarak hakkımda bir şey bilmek ister, resimlerime dikkatlice bakmalı, onlarda kim olduğumu ve ne yapmak istediğimi anlamalı” ifadesi vardı. Klimt, 20.yüzyılın başlarının yenilikçi ve tartışmalı sanatçılarından biriydi. Eserlerinde birçok altın ve gümüş renk kullanmıştır. Klimt’in olgun tarzı, zengin dekoratif düzey ile sembolizm ve kinayeyi sık sık erotik içerikle birleştirmiştir.




11 No. Tracy Lamar McGrady, 24 x 30 cmNBA’de oynayan ABD’li basketbolcudur. Herkesin bildiği lakabıyla adı “T-Mac” olarak anılır. Boyu 2.03 m ağırlığı ise 101 kg.dir. Kariyerine Toronto Raptors takımında başladı, ardından Orlando Magic’e katıldı ve takımın yıldızı haline geldi. Ardından 2004 ölü sezonunda Steve Francis karşılığında Houston Rockets takımına takas oldu. 2004 yılının Aralık ayında 35 saniyede 13 sayı atarak NBA tarihinde bir rekora imza attı. Orlando Magic’de oynarken Washington Wizards’a karşı attığı 62 sayı ile de NBA’de bir maçta en çok sayı atan kişilerin içerisinde 14. oldu.




12 No. 20 x 24 cm




13 No. Kandilli'de eski bir ev, 25 x 33 cm




14 No. Ferme a Arles (Arles'te çiftlik, Fransa), 25 x 33 cmUğruna başarılı borsa mesleğini ve ailesini terk ettiği empresyonist sanatın keşfi, Paul Gauguin’de içine işleyen bir etkiye sahipti. Ünlü açlık çeken sanatçı olarak yaşayan Gauguin ilkel konular, sade şekiller ve parlak renk yüzeyleri arasından doğa ile sembolize edilen postempresyonist bir modern sanat biçimi olan “Synthetism” diye bir sözcük türetti. Gauguin’in çalışmaları, medeniyetten kaçış hissi vermektedir. Tahiti’deyken düz yüzeyli şekiller, titrek renkler ve ilkel sanatın yabani doğasını keşfetti. “Synthetism”, Paul Gauguin, Émile Bernard ve Louis Anquetin gibi postempresyonist sanatçıların çalışmalarını empresyonizmden ayırt etmek için kullandıkları bir terimdir. “Synthetism”, önceleri “Cloissonism” terimine sonraları da “Symbolism”e bağlanmıştır. “Yeni bir şekil vermek için birleştirmek veya sentezlemek” anlamına gelen Fransızca bir kelime olan “synthétiser”dan gelmektedir.




15 No. 25 x 33 cm




16 No. De sterrennacht, 32 x 38 cmHollandalı postempresyonist ressam Vincent van Gogh’un bu resmi, sanatçının hastane odası penceresinden dışarı manzarasını tasvir etmektedir. Sık sık benzerleri yapılan resim, onun şaheseri olarak anılmaktadır. Arles’te kalırken Eylül 1888’de herkesçe “Starry Night over the Rhône” olarak bilinen bir resim yaptı. Resmin orta kısmı, türbülanslı bir gökyüzü altında hastaneden kuzeye doğru bir manzara içinde Saint-Rémy köyünü göstermektedir. Manzaraya göre sağda uzakta Alpiller var ancak hastanenin güney çevresindekilerin bir bölümünden anlaşıldığına göre orta tepelerle manzaranın az da olsa bir uyumu bulunmaktadır. Kompozisyona soldaki selvi ağacı eklenmiştir. Van Gogh, Arles’teki yaşamı süresince resme kuzeyden güneye Büyükayı’yı eklemişti.




17 No. 25 x 32 cm




18 No. Bolu Dağı, 35 x 50 cmTakvim yaprağından çalışılmıştır.




19 No. Land of the Living Wind, 32 x 50 cmNational Geographic dergisi tarafından 2004 yılında yılın fotoğrafı seçilen ve Peter Essick tarafından çekilmiş fotoğraftan çalışılmıştır. Fotoğraf Şili’de Patagonya’yı göstermektedir. Şiddetli rüzgârların buzul göllerini ve granit tepeleri yıprattığı Torres del Paine Ulusal Parkı’nda eşine az rastlanan sakin bir arazi. Arjantin ve Şili’nin yaklaşık yüzde 25’ini içine alan az nüfuslu bu bölge Patagonya olarak bilinir ancak bu ülkelerin nüfuslarının yüzde 5’inden azının da vatanı burasıdır.




20 No. The Red Kerchief: Portrait of Mrs.Monet, 32 x 42 cmClaude Monet (1840 – 1926), manzara resimlerini derinden etkileyen empresyonizmin öncüsü olmuştur. Monet, Paris’ten Glenyre’deki atelyesine gidip gelirken empresyonist grubun önemli kişileri ile tanışmıştı. Yerleşik resim tekniklerine ara veren Monet, gündüzün, atmosferin ve renk-ışık mevsiminin kısa süreli etkilerini elde etmiştir. Onun sanat eserleri tıpkı bir prizma gibi siyah ve gri tonlar olmadan renkleri tek tek ayırmıştır. Değişen ışık ve hava koşullarını tasvir ettiği aynı resmi sayısız kez çalışmıştır. En beğenilen resmi, yukarıda çalışması yapılan “Kırmızı eşarp: Bayan Monet’nin portresi”dir. Hayatının aşkı Camille, soğuk ve rüzgârlı bir günde verandada pencerenin arkasında görünmektedir. Eşinin kendisine kırmızı atkı giyinmiş halde iken bir anlık bakışını yakalamıştır. Özel yaşamında aldığı zevke ilgisinin dönmesiyle eşini ve oğlunu içine alan konuları çalışmıştır. Kar soğuğundan şık bir kırmızı eşarp ile korunarak pencerenin dışından geçen Camille’in portresinde anlık bakış hali vardır. Resmi muhtemelen 1860’ların sonu ile 1870’lerin başında yapmıştır. Bu çalışmanın renkleri alışılmadık biçimde yumuşatılmıştır. Dikkatimizi dış mekâna çekmek için sadece kırmızı eşarp baskın renktedir. Eserin adında sanatçının eşi olarak özel biçimde bir tanımlama yapılmıştır. Kapı boşluğu ya da pencere elbette standart bir resim motifidir, ama normalde panoramik dış mekâna açılır. Burada Bayan Monet, sadece dışarıda değil besbelli ki kar soğuğundan korunmak için mantosunu sıkı sıkıya tutarak üşümüş haldedir. Camille’in dirseğindeki ufuk çizgisi resmi düzleştirmektedir. Sonuç şu ki; sanki soğuğun yürümesine izin vermesi için yalvarırcasına pencereye karşı hemen hemen yüksek konumda kalmıştır. Claude ve Camille Monet ilişkisindeki derin anlaşmazlıkları açıklayan rahatsız edici bir tuvaldir bu. Biliyoruz ki 1876’nın sonlarında Monet, Camille’in ölümünden iki yıl önce oğlu Jean-Pierre’in başının belâlısı bayilerinden birinin karısı olan Alice Hoschede’e âşık olmuştu.




21 No. Black Hills, 25 x 33 cmGeorgia Totto O’Keeffe (1887 – 1986), Amerikalı bir bayan ressamdı. Wisconsin’de Sun Prairie yakınlarında doğan O’Keeffe, 1920’lerden itibaren Amerikan sanatında önemli bir kişilikti. Modern Amerikan sanat tarzının sınırlarını zorladığı kadar teknik desteği geniş olarak kabul görmüştür. En çok çiçekler, kayalar, kabuklar, hayvan kemikleri ve manzaraları soyutla sentezleyen ressam olarak tanınır. Resimlerinde çeşitli renklerin ustaca ton geçişleriyle dolu konturlu şekiller vardır. Konusunu güçlü soyut resimlere dönüştürmüştür. Amerikan sanat tarzını zaman içinde Avrupa’ya taşıma konusunda önemli bir rol oynamıştır. Bu mesleki düzeyi elde eden birkaç kadından biri olduğu için bu becerisi, ona verilen sanat tarihi önemini artırmıştır. Yaşamının sonlarında yerleştiği kırsal güneybatı, özellikle New Mexico’da sanatına ilham bulmuştur. Yukarıda çalışması yapılan Black Hills (Kara Tepeler)’i 1942 yılında yapmıştır. Bu dağlar, batı Güney Dakota eyaletinden Wyoming eyaletine uzanan büyük ovalarda yükselen dağ silsilesidir. Kayalık Dağları’nın ana gövdesinden ayrılan bölge, “yeşillik denizi içinde ağaçlar adası” olarak tanımlanan jeolojik bir şekildir. Black Hills, ormanlık alanı çevrelerken Kuzey Amerika’nın en uzun tepelerine de evsahipliği eder. “Kara Tepeler” adı; ağaçlarla kaplı olduklarından uzaktan bakıldıklarında koyu renkte görünmelerinden verilmiştir.




22 No. Coast Guard Station, 25 x 33 cmEdward Hopper (1882 – 1967), günlük hayata yabancılaşma melankolisi ile tanınan Amerikalı bir ressamdı. Gerçeğe uygun, esrarengiz, boş şehir ve kırsal manzaralar, ıssız terk edilmiş sokaklar, yarı boş tiyatrolar, boş demiryolu rayları ve kasvetli pansiyon odaları. Donanma mimarı olmaya heveslenirken hızla Amerika’nın en başta gelen Realist’i derecesine yükseldi. New York ve New England’da manzaralar yapan Hopper, sert doğayı keskin çizgilerle, geniş ve insan figürü olmadan, düzgün renk yayılmalarıyla ve sert açılarla vurguladı. Yağlıboya ressamı olarak tanınmasına rağmen aynı zamanda usta bir suluboyacıydı. Bu yalnızlık elçisi, Amerikan şehirlerinin kargaşasını, küçük kentlerin ve varoşların ıssız melankolisini yakaladı. Mahalli çevresine olan duygusal bağlılığı sebebiyle resimlerinin canlandırıcı etkisi vardır. Maine’deki Cape Elizabeth’e yaptığı yaz seyahatlerinde Two Lights deniz fenerinin birkaç görünüşünü ve yanındaki koyda bulunan Sahil Güvenlik istasyonunu resmetmiştir. Nüfus kütüğü olarak da bağlı olduğu beyaz kumlu, berrak mavi denizli bu yer “çok temiz görüş”e sahip olarak tanımlanır. Sahil Güvenlik istasyonu ve manzarası kompozisyonu, gereğine uygun ve benzer şekilde berraktır. Ön plandaki deniz ve kayalar, dağınık, saydam renk boyalarıyla ve istasyonun birçok yan duvar açılarıyla resmedilmiştir. Okyanustan gelebilecek tehlikeyi yok etmesiyle beraber güneşli ve durgun bir manzarayı ima etmektedir.




23 No. 25 x 32 cmDeğerlendirme çalışması




24 No. Terrace of the country house in St. Germain, 20 x 33 cmMacke akademiye devam ederken Düsseldorf Schauspielhaus'da sahne dekorcusu olarak da çalışıyordu. 1906'da Berlin Güzel Sanatlar Akademisi'nde Louis Corinth'in sınıfına geçti. Ne var ki, birkaç ay sonra burada öğrenecek bir şeyi kalmadığına inanarak, bundan böyle kendi kendini yetiştirdi. 1907 yılının Haziran ayında Paris'e yaptığı üç haftalık bir gezi, stil açısından dönüm noktasını oluşturdu. Macke burada Edouard Manet gibi empresyonistlerin yapıtlarını görünce, bundan böyle biçim ve rengi resminin odak noktası yaptı. Üstteki "St.Germain'deki Kır Evinin Terası" da işte bu renk cümbüşünden nasibini almıştır.




25 No. 20 x 25 cmİsveç Vastervik’de doğan Oscar Brousse Jacobson (1882-1966), Oklahoma, Colorado, New Mexico, Arizona, Wyoming, Utah, Nevada ve California’yı içine alan eyaletlerde güneybatı ve batının yüzlerce manzarasını resimledi. Yaşamını ve enerjisinin çoğunu sanat öğretmeye adamış olmasına rağmen yaz mevsimlerinde Ölüm Vadisi ve güney Oklahoma hariç neredeyse Batı’nın her yerinde bulundu, yıllık izinlerinde ise Fas ve Fransa’da. Resimlerinin çoğunu Kayalık Dağları’ndaki atölyesinde yapardı. 1890 yılında Kansas Lindsborg’a göç etti ve 1908’de derece aldığı Bethany’de okudu. Eğitimine Paris Louvre’da, İsveç’te ve Danimarka’da devam etti. 1916’da Yale Üniversitesi’nde güzel sanatlar master’ı ve 1941’de Lindsborg’daki Bethany Kolej’de güzel sanatlar doktorası kazandı. 1915’den 1954’e kadar Oklahoma Üniversitesi’nde Güzel Sanatlar dekanı olarak çalıştı. Jacobson’ın adı Oklahoma’da yirminci yüzyılın başları ile eşanlamlıdır. Sanatın bütün kollarında genç eyalete yorulmaz bir şekilde önayak oldu. Geleneksel sade yerli sanatı halen hem Oklahoma Üniversitesi’ne ve hem de ona aşırı bağlıdır. Çünkü Jacobson yerli halkı el üstünde tuttu ve saygınlık kazandırdı, onların önderi ve kılavuzu oldu. 1920’lerin sonlarında Oklahoma Üniversitesi’nden Prof. Edith Mahier ile birlikte ufak bir grup olan beş Kiowa’lı erkek ile kısa süreliğine de bir Kiowa’lı kadın ile çalıştılar. Bu sanatçılar ve tarzları dünyaca ünlü oldu ve daima Jacobson’la beraber çalıştılar. “Beş Kiowalılar” isimli yerli ressamlar derneğinin adına rehber, hayırsever ve sponsor oldu. Jacobson’ın beğendiği eserleri çıkaran bu yerli Amerikan sanatçıları, üniversiteye onun sayesinde geldiler ve onlara çalışacakları atölye verildi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum Gönder